hydra57ncialay

Hakkimizda

İttifak kuralları

İttifak başvuru 

Üye Listesi

konu1 İttifak kurallarını burdan okuyabilirsiniz. konu2 Oyun içinden yada burdan ittifağa başvuru yapabilirsiniz konu2 İttifak üyeleri

Çanakkaledeki efsanevi alayımızdır. İttifağımız bu ruhu yaşatmak amaçlı kurulmuştur.



Bir destan, ama abartı yok bu destanda, her şey gerçek. Kahramanlık nedir sorusunun yanıtıdır bu. Bu yazıyı yazmadan önce halen 57. Alay hakkında bilgisi olmayanların bulunduğunu öğrenince üzüldüm. Evet herkes bilir kendince Çanakkale Savaşını ve bu savaşta yaşananları, ancak Çanakkale Savaşın'da o kahramanlıklar arasında bir tanesi var ki eşi benzeri yoktur dünyada.

Bugün itibariyle Türk Ordusu'nda 57. Alay yoktur, çünkü Çanakkale Savaşında görev alan 57. Alay'a bir saygıdır bu, o isim bir daha hiç bir alaya verilmemiştir.

Kimdir 57. Alay ve ne yapmıştır, ki önemlidir bu kadar? 57. Alay'ın hikayesini paylaşmak istiyorum sizlerle.

57. Alay 19. Fırka'ya bağlı olan üç alaydan birdir. Diğer alaylar 72. ve 77. alaylardır. 22 Şubat 1915'te 19. Fırka komutanı Mustafa kemal tarafından alay sancağı 57. Alay'a teslim edilmiş ve 23 Şubat 1915'te alay Çanakkale'ye doğru yola çıkmıştır. 57. Alay yedek kuvvettir. Alay 26 Mart'ta Bigalı köyüne varmış ve 24 Nisan'dan itibaren de eğitim görmüştür.

25 Nisan 1915 sabahı, Mustafa Kemal düşman kuvvetinin Kabatepe gerisindeki sırtları sarmakta olduğunu öğrenir, bunun üzerine sorumluluğu üzerine alarak bir kısım kuvvetleriyle Kocaçimen Tepesi'ne yönelir. Mustafa Kemal bir birliğimizin Conkbayırı'na çıktığını öğrenince oraya yönelir. 57. Alay’ın, Conkbayırı’na hareket eden 3 taburu ve bir dağ bataryasını oluşturan yaklaşık 650 subay ve asker, Conkbayırı’na varıldığı anda bizzat Mustafa Kemal’in yönetiminde kendisinden yaklaşık 4-6 kat daha büyük bir düşman gücüne karşı taarruza geçer.

Olayın geri kalanını Mustafa Kemal'in anlatımı ile öğrenelim.
Kendisiyle yapılan bir mülakatta Mustafa Kemal Atatürk'ün 57. Alay ile ilgili anlattıkları. (Kopyala yapıştır yapmayı sevmem, ancak ne gariptir ki bu mülakatın günümüz Türkçe'sine uyarlanmış halinde oldukça fazla yanlışlık ve eksiklik var. Ayrıca 57. Alay'ın sahip olduğu ruh halini anlayabilmek, en iyi şekilde o alayı yöneten Mustafa Kemal Atatürk'ün anlatımıyla mümkün olabilir.)





"Bu esnada Conkbayırı'nın cenubundaki 261 rakımlı tepeden sahilin tarassut ve teminine memuren oralarda bulunan bir müfreze efradının Conkbayırı'na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm. Size şu muhavereyi aynen okuyacağım! Bizzat bu efradın önüne çıkarak: - Niçin kaçıyorsunuz? dedim. - Efendim düşman! dediler. - Nerede? - İşte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve kemali serbestiyle ileriye doğru yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün: Ben kuvvetlerimi bırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye... Düşman da bu tepeye gelmiş... Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman, benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena bir vaziyete duçar olacaktı. O zaman artık bunu bilmiyorum, bir muhakemei mantıkıye midir, yoksa sevkı tabiî ile midir, bilmiyorum. Kaçan efrada: - Düşmandan kaçılmaz, dedim. - Cephanemiz kalmadı, dediler. - Cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim. Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırı'na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasını yetişebilen efradının "marş marş"la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emirzabitini geriye saldırdım. Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır. Bir koca muharebenin ufacık bir lâhzeye bağlı olduğunu, hatta bir memleket hayatının fena kullanılmış bir an yüzünden tehlikeye düşebileceğini, burada olduğu gibi iyi kullanılmış bir anın ise bir muharebenin ve bir vatanın mukadderatını iyileştireceğini o dakikayı görür gibi canlanmış bir ifade ile duymak insanın tüylerini ürpertiyordu! Mustafa Kemal Paşa dedi ki: - Kolun başında bulunan bölük yetişti. Bu bölüğe cephanesiz bölüğü takviye ederek ateş açmasını emrettim. Yanıma gelmiş olan alay 57. tabur 2. kumandanı Yüzbaşı Ata Efendi'ye bütün taburlarıyla bu bölüğü takviye ederek 261 rakımlı tepe üzerinden düşmana taarruz etmesini emrettim. Cebel bataryasına Suyatağı'nda mevzi aldırarak düşman piyadesi üzerine ateş açtırdım. Dereye saptığından biraz geciken diğer bir taburu, kumandanı üzerinden açılarak taarruza iştirak etti. Bundan sonra idi ki alay kumandanına bütün alayı ile benim tevcih ettiğim istikametlerde düşmana taarruz etmesini emrettim. - Zati âliniz o esnada nerede bulunuyordunuz?- Ben de bataryanın yanında idim. - Bizim o ilk alay saat kaç sularında taarruza başladı? - 57'nci alayın taarruza başlaması... durun size söyleyeyim... (defterine baktı ve) öğleden evvel saat on raddelerinde idi. O esnada 9'uncu fırkaya mensup süvari zabitanından mülâzımievvel Mehmet Salih Efendi yanıma geldi. Ve 27'nci alayın Kocadere garbındaki sırtlardan Kemalyeri üzerinde düşmanla muharebeye başladığını haber verdi. O zabitle mezkûr alay kumandanına, düşmanın sol cenahına taarruz etmekte olduğumu, 27'nci alayın da karşısındaki düşmana taarruz etmesini, henüz Bigali civarında bulunan 19'uncu fırka kısmı küllîsini Kocadere istikametine celbedeceğimi, bu emri kendisine isal eden süvari mülâzimi Salih Efendi'yi tekrar nezdime iade etmekle beraber benimle daima irtibatı muhafaza etmesini, muharebeyi Conkbayırı'ndan idare edeceğimi emrettim, bildirdim. Bigalı'da bulunan fırka erkânı-harbine de emir atlısı ile bir emir gönderdim. Dedim ki: İzzettin Bey (Rahmetli Gn. İzzettin Çalışlar): Alay 72 Maltepe'ye takarrüp etmesin. Sıhhiye bölüğü Kocadere'ye gelsin (hepsi). Alay 77 Kocadere şarkına takarrüp etsin. Ve bu raporu üçüncü kolordu kumandanına veriniz. - O raporu, askerî bir mahzur görmüyorsanız, istinsah edebilir miyim? Çünkü harp meydanında hemen o müthiş vak'alar cereyan etmekte iken şiddet ve heyecanla yazılmış canlı ve kıymetli bir harp tarihi vesikası olurdu. - Hayhay, bunu verebilirim, yazınız. Üçüncü Kolordu Kumandanlığına Arıburnu şimalindeki sırtlar. Saat dakika 12 nisan 10 24 evvel Düşmanın karaya çıkmış bulunan piyadesi Arıburna ile Kabatepe arasında bir buçuk kilometre kadar bir cephedeki sırtları işgal etmiştir. 27'nci alay düşmanı şark cephesinde sekiz yüz metre mesafede işgal ediyor. Düşmanın tamamen sol cenahında altı yüz metre mesafeden taarruza başladım. Yalnız piyadeden ibaret olan düşmanı bir alay tahmin ediyorum. Muharebe devam ediyor. Bir saat kadar ateş muharebesinden sonra düşmanın 261 rakımlı tepeye kadar ilerlemiş olan kıtaatının ricate başladığı görüldü. İşte raporun size verebileceğim kadar kısmı bu. Yine hikâyemize devam edelim, olmaz mı? 57'nci alay, verdiğim emir üzerine şiddetle takip ediyordu, 27'nci alay kumandanından emrimin alınıp alınmadığına dair bir haber gelmedi. Bununla beraber gerek bizzat benim, gerek yanımdaki zabitlerden tarassut için ileri gönderdiklerimin neticei tarassudumuzdan bu alayın da taarruz etmekte ve ilerlemekte olduğunu anladım. - Pek iyi Paşa Hazretleri, böyle bu kadar şiddetle hücum eden düşmanı bu kadar süratli bir surette ricate mecbur eden amiller nedir? - Evet, bu suali sormakta hakkınız var. Arzedeyim: Şimdi saat on bir buçuk evvelden sonra vaziyet bence şu idi: Düşmanın karaya çıkmış olan kuvveti, sekiz taburdan fazla idi. Şimdi bu sekiz taburluk kuvvet kendisiyle gayrimünasip gayet geniş bir cephe üzerinde "261"e kadar şimalen, ve Kemalyeri'nin bulunduğu sırtların garp yamaçlarına kadar şarkan ilerleyebilmişti. Fakat bu uzun cephe hattı, ziyade manialı birtakım derelerle kesik bulunuyordu, bu sebeple düşman kendi cephesinin hemen her noktasında zayıf idi. Conkbayırı şimalinde mevzi alan 19'uncu fırkanın seri cebel bataryası Arıburnu ihraç noktasını ateş altına aldığı için düşmanın henüz ihraç etmeye devam ettiği kıtaatın ihracı hem müşkülâta, hem de teahhura uğradı. 57'nci alayın Conkbayırı ve Suyatağı hattından "261" istikametinde ve dar cephe ile kesif olarak düşmanın pek nazik ve mühim olan sol cenahına yüklenmesi iki taburdan ibaret olan 27'nci alayın da Merkeztepe istikameti umumîyesinde geniş cephe ile düşmana atılması düşmanı ricate mecbur etmiştir. Fakat bence bu tabiye vaziyetinden daha mühim olan bir amil vardır ki o da herkes öldürmek ve ölmek için düşmana atılmıştı. Bu öyle alelâde bir taarruz değil, herkesin muvaffak olmak veya ölmek azmiyle harekete teşne olduğu bir taarruzdur. Hattâ ben, kumandanlara şifahen verdiğim emirlere şunu ilâve etmişimdir: - Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir."



Bu mücadele sonucunda 57. Alay, en küçük rütbelisinden alay komutanı Binbaşı Hüseyin Avni'ye kadar tüm mevcudunu kaybetmiştir.

Bu mücadele sonunda kazanılan zaman Mustafa Kemal'in yaşamında olduğu kadar Çanakkale Savaşı'nın kaderinde de önemli rol oynamıştır. Kazanılan zaman içinde Mustafa Kemal istirahat için geride bırakmış olduğu kuvveti getirterek düşmana saldırmış ve onu bulunduğu sırttan geri atmıştır. Bu sayede de Yarımada'nın güney kısmının anahtarı olan Conkbayırı ile Sarıbayır'ın düşman eline geçmesini engellemiştir. İngilizler buralara yerleşmeyi başarsaydılar, Türkler'in savunma sistemi çökecek, bu çöküş ile belki de düşman çıkarması ve savaşın sonu da hızlanacaktı. Düşman söz konusu saldırıyı takiben denize dökülememiştir, ancak Yarımada'nın boşaltılmasına kadar sürecek müddet boyunca da savaş gemilerinin korunmasının yapılacağı dar bir bölgeye sıkıştırılmıştır.

57. Alay'da görev yapıp şehit olan subaylar, neferler ve alay komutanı Binbaşı Hüseyin Avni anısına.

Not: 57. Alay'ın hikayesini anlatan bir filmin çekileceği bilgisi mevcut. Tarih konusunda bir netlik yok, ancak umudum bir filmin çekilmesi ve o günleri yansıtabilmesi. Film ile ilgili diğer bir bilgi ise filmin başrolü için Mel Gibson veya Russel Crown'un düşünüldüğü, ya da en azından bu isimlere teklif götürüleceği yönünde. Şahsi görüşüm Türk evlatlarının yazdığı bir tarihi yine Türk evlatlarının canlandırması yönünde.


Bugün 1 ziyaretçi (17 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=